Türkiye, Şehit yakınları ve Gazilerine sahip çıkıyor

Şehit yakınları ve Gazilerimize yönelik çalışmalar devam ediyor.

Bu kapsamda Diyanet İşleri Başkanlığı, 2008 ve sonraki yıllarda kayıt yaptıran gazi ve şehit yakınlarını kurasız hacca götürecek.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, 2008-2017 yıllarında hacca gitmek üzere kayıt yaptırmış tüm gazi ve şehit yakınlarının kurasız götürülmesini önerdi. Görmez'in bu talebi, Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulunca kabul edildi.

Buna göre, şehitlik ve gazilik belgelerini ibraz eden şehitlerin anne, baba, eş ve evlenmemiş çocukları ile gaziler ve eşleri, hac müracaatı için gerekli şartları yerine getirerek Diyanet İşleri Başkanlığı organizasyonuyla hacca götürülecek.

Hacca geçen yıl 750 gazi ve şehit yakını giderken bu yıl bu rakam, kayıt yaptıran ve kaydını yenileyenlerle birlikte 4 bin 500’e ulaşacak.

Hacca gidiş tarihleri bu yıl 31 Temmuz-26 Ağustos olarak belirlenirken, dönüşler 5 Eylül-30 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

Diyanet İşleri Başkanlığı, hacı adaylarının yolculuk öncesi manen ve ruhen hazırlanması gerektiği bilinciyle, il ve ilçe müftülüklerince nisan ayından son çıkış gününe kadar eğitim ve seminerler düzenleyecek. ​

-‘’Şehit yakınları diledikleri üniversitelerde özel öğrenci statüsünde öğrenim görebilecek’’

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Yekta Saraç ise "Yükseköğretim Genel Kurulunda, Terörle Mücadele Kanunu kapsamında, hem yurt içi hem de yurt dışındaki terörle mücadele sırasında şehit olan Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile 15 Temmuz darbe girişiminde şehit düşen vatandaşların üniversitelerde kayıtlı eş ve çocuklarının talepleri halinde, 2017-2018 eğitim öğretim döneminden itibaren diledikleri üniversitelerde özel öğrenci statüsünde öğrenim görmelerine ilişkin bir karar aldık" dedi.

Saraç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin son yıllarda yurt içinde ve dışında büyük bir mücadele yürüttüğünü ifade etti. Terör örgütlerine karşı sürdürülen mücadelede şehitler verildiğine dikkati çeken Saraç, şöyle devam etti:

"Yükseköğretim Kurulu olarak, elbette bizim asli görevlerimiz var. Bu asli görevlerimizden birisi, Türk milletinin milli hassasiyetlerine sahip çıkmak, bunun gereğini yerine getirmek. Tabii bunu yaparken de yükseköğretimde niteliği, kaliteyi yükseltme noktasında çalışmaları sekteye uğratmamak."

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin maruz kaldığı badire ve sıkıntılarla mücadelesinde her kurumun mesuliyet yüklenmek durumunda olduğunu bildiren Saraç, şunları aktardı:
 
"Bugün gerçekleştirilen YÖK Genel Kurulu'nda 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında, terörle mücadelede ve sınır ötesi harekatlarında şehit olan, yani hem yurt içinde hem de yurt dışındaki mücadelede şehit olan Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde şehit düşen vatandaşların üniversitelerde kayıtlı eş ve çocuklarının talepleri halinde, 2017-2018 eğitim öğretim döneminden itibaren diledikleri üniversitelerde özel öğrenci statüsünde öğrenim görmelerine ilişkin bir karar aldık. Bu karar çerçevesinde, bu isimlerin tespiti noktasında da Milli Savunma Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile de işbirliği içerisinde bu talepleri toparlayacağız. Şehitlerimizin eş ve çocuklarının rahat bir ortamda belki ailelerinin yanında, belki ailelerinin yanında olmayabilir ama tercih edecekleri daha yüksek puanlı öğrenci alan bir yükseköğretim kurumunda eğitim öğretim görmelerine imkan sağlayacağız. Özel öğrenci statüsü olması hasebiyle bu öğrenciler, kaydoldukları üniversitelerin diplomalarını alacaklar.’’

YÖK'ün milli güvenliğe tehdit oluşturan tüm yapılara ve terör örgütlerine karşı ülke ve devletin bütün hassasiyetlerini aynen, zamana ve şartlara bağlı kalmaksızın taşıdığını vurgulayan Saraç, diğer yandan da tüm gayretiyle yükseköğretimde kalite çıtasını yükseltmeye çalıştığını anlattı.

YÖK Başkanı Saraç, "Şehitlerimizin geride kalan yakınlarını aslında Türk milletine tevdi edilen emanetler olarak telakki ediyoruz ve bizim bu kararımızla biz şehitlerimiz için bir şey yaptık iddiasında da değiliz. Aslında bizim bu yaptığımız onların aziz hatıraları karşısındaki bir hürmet nişanesi olarak kabul edilmelidir diye düşünüyoruz" diye konuştu.

Saraç, özel öğrencilik statüsüne ilişkin, "Kazandıkları bölümler ile aynı programlara geçiş olacak. Artık ailelerinin yanında eğitim alabilecekler ya da eğitim öğretim görmeyi hayal ettikleri bir başka üniversitede de eğitim alma imkanına sahip olacaklar. Sosyal adaleti gözetmek için de diplomaları, kaydoldukları üniversitelerden alacaklar" dedi.

Özel öğrencilik statüsü için puan şartı aranmayacağını bildiren Saraç, "Şehitlerimizin Türk milletine tevdi ettiği bu emanetleri için özel öğrencilik statüsündeki bazı şartları, kayıtları aramayacağız. Bu şekilde nakillerini yapacağız" bilgisini paylaştı.

- Karar vakıf üniversiteleri için de geçerli olacak

Kararın vakıf üniversitelerini de kapsayıp kapsamadığına ilişkin bir soruya karşılık Saraç, "Vakıf üniversiteleri için de aynı durum söz konusu olacak. Vakıf üniversitelerimizin de bu gibi hususlarda devlet üniversitelerimizden daha farklı bir hassasiyet göstereceklerini zaten asla düşünmüyoruz. Onların da bu konuya bütünüyle sahip çıkacaklarına eminiz" değerlendirmesinde bulundu.

Sınır ötesinde de büyük bir harekatın devam ettiğini dile getiren Saraç, şehit yakınlarının yükseköğretim giriş sınavına hazırlanmaları hususunda nasıl bir olumsuz bir psikoloji içerisinde kaldıkları düşünüldüğünde, bu kararın aslında toplum vicdanında hak ettiği yeri bulacağı ve onaylanacağını düşündüklerini vurguladı.
Şehit yakınlarına yönelik alınan bu karara ilişkin Saraç, "Ailelerinin bulunduğu üniversitelere o üniversitenin puanı yüksek bile olsa ama aynı bölüm olmak kaydıyla talepleri halinde geçişlerini sağlayacağız" dedi.
 


Sonraki Sayfa: SEBEN İLÇEMİZDE "ÇOCUK İSTİSMARI" KONULU EĞİTİM VERİLDİ

Önceki Sayfa : İL MÜDÜR V. TİMUÇİN EREM'İN 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJI